|
HAYVANLAR İLE İLGİLİ BİLGİLER
DİKKAT !!! BU SAYFADA BAZI HAYVANLAR HAKKINDA BİLGİLER VERİLMİŞTİR !!!
Yapışkan Echeneidae cinsinden balık :
Başının üzerinde yuvarlak , emici bir organ bulunan bu balık , düz yüzeylere sıkıca yapışabilir .
Balığın bu özelliği , onu yüzyıllarca efsanelere konu etmiş ve bazı balıkçılar , onun gemilere yapışarak , bu dev tekneleri yavaşlatıp , durdurabileceğine inanmışlardı . Doğaldır ki , 40 cm ( santimetre ) boyundaki bir balık bunu ancak efsanelerde yapabilir .
Bu balığın ilginç bir özelliği : Köpekbalığı ava çıkarken o yapışkan balıkta ona yapışıp onunla birlikte ava çıkıyor ve köpek balığı avını yakalayıp yediktan sonra o da artıkları yiyordu . Bu yapışkan balık '' Echeneidae '' cinsindendir ve 7 türü vardır ...
Hayvanların sınıflandırılışı :
Hayvanat bahçelerinde , hayvanların halk ( hayvanay bahçesi ) arasında bilinen isimlerin yanında , Latince isimlerini de görürüz . Örneğin aslan '' Panthera Leo '',
kaplan '' Panthera Tigris '' tir .
Latince ' nin bilim adamlarınca kabul edilmesine neden , karışıklığın önlenebilmesidir . Hayvanların sınıflandırılmasında hâlâ botanikçi Carolus Linnaeus ' un etkisi görüldüğünden , her hayvanını iki Latince ismi vardır . Örneğin aslanın Panthera ismi cinsini , Leo ismi ise türünü belirliyor . Genel olarak benzer özellikler taşıyan hayvanlar , aynı cinsten sayılıyorlar . Örneğin Panthera ismi , hırlamayan büyük kedileri ( aslanları ) kapsar . Daha küçükleri de mırlayan ama kükremeyen kediler ise '' Felis '' cinsindendir . Her iki cinste '' Felidae '' familyasına bağlıdırlar ...
Okyanus pervane balığı :
İlk bakışta gövdesi yokmuş gibi görünen bu balık , çok eski zamanlardan beri bilinir . Hatta balıkçılar bu balığı doğuşatan sakat sanırlarmış .
Aslında bu balığın gövdesi vardır , ama kuyruğu yoktur . Kuyruk yerine anüs ve kuyruk yüzgeçleri birleşmiş ve küçük bir gövde oluşturmuştur . Ortalama 3 metre boyundaki ve 2 ton ağırlığında , çok büyük bir balık olan pervane balığı , tüm bu ihtişamına karşın , küçük bir ağıza sahiptir ve iyi yüzemez . Böylece bu balık , ılık ve tropikal denizlerin yüzeyinde güneşlenerek ve küçük balıkları yiyerek yaşar . Pervane balığı '' Teleosei '' cinsindendir ...
And Dağı akbabasının efsanesi ve sembolü :
Kızılderelilerin , Güney Amerika ' nın İapanyollarca fethedilmesi dönemlerine dayanan bir geleneği vardır . Bu efsanenin konusu , Kızılderelileri temsil eden akbaba ile İspanyolları temsil eden boğa arasındaki geçen dövüştür . Yalnızca başı açıkta kalacak şekilde torbaya konularak boğanın sırtına bağlanır . Boğa ondan kurtulmaya çalışırken akbaba onun başını didiklemeye başlar ve kavga oluşur . Bu efsane Kızılderelilerin , İspanyollara karşı duyduğu kinin efsanesi sembolüdür ...
Ayı balıkları :
Ayı balığı türlerinin çoğu kutuplarda yaşar ve temel özellikleri , kısa boyunlara sahip olmak ve kulaklarının olmamalarıdır . Ama okyanusta yaşayan ayı balıklarının kulakları vardır .
Ayı balıkları , Sibirya ' da yaşayan ve 1 metre boyunda olan tatlı su ayı balığından , 6 metre büyüklüğe ulaşabilen dev deniz filine kadar çeşitli boyutlarda olabilirler .
Bu balığın en çok rastlanan türü ise , 2 metre boyundadır ve üzeri lekeli , kahverengi veya kirli sarı kürkü vardır . Kuyruğunu ayak olarak kullanan bu hayvan , çok fazla yürüyemez ve gövdesini yere sürte sürte gider . Ama buzda rahatça kayar ve çok daha iyi yüzer ...
Deniz kaplumbağası :
Kara kaplumbağalarının yavaşlığı düşünülürse , deniz kaplumbağalarının balık kadar hızlı yüzebildiği yadırganabilir . Ama 250 kilo bile gelebilen bu hayvanlar , denizde geçirdikleri milyonlarca yılda evrimleşerek pençeleri kanat haline gelmiş ve bedenleride yüzmeye elverişli olmuştur .
Issız sahillere sadece yumurtlamak için çıkan deniz kaplumbağası , yaşamın büyük kısmını denizlerde geçirir ve türüne göre etle veye bitki ile beslenir . Atlantik ve Pasifik okyanuslarında yaşayan yeşil deniz kaplumbağalarının eti çok lezzetli olurmuş . Bu hayvan '' Chelonia '' cinsinden ve '' Raptile '' sınıfındandır ...
Som balığı :
Kuzey yarım küredeki Atlantik ve Pasifik okyanuslarında kıyı şeridinde yaşayan som balığı , her Haziran ' da , doğduğu yer olan nehir kaynağına zorlu bir yolculuğa çıkar .
Pek çok som balığının sonunu getiremediği bu yolculuk sırasında şelaleri de tırmanmaları gerekir . Bunu gerçekleştirmek için ikiye bükülerek sıçrayan som balıkları , bazen yorularak ölürler veya nehir kıyısındaki ayılara yem olurlar .
Yeterince oksijen bulabildiği nehir kaynağına ulaşınca , dişi balık hemen oraya kuyu açar ve yumurtlar ve erkek balık yumurtaları döllemeye başlar . Dişi balık yumurtaların üstünü çakıllarla örter ve çoğunlukla dişi balıkta , erkek balıkta ölür . Ama yumurtlama döneminde ölmeyip yeniden eski yerine dönen som balıklarıda vardır ...
Yer solucanları :
Yer solucanları sürekli olarak nemli ortamlarda yaşamak zorundadırlar , bazen güneş altında geçirdiği 1 - 2 dakika bile ölmelerine yol açabilir . Yaşamlarının hemen hemen tümünü yer altında tünel kazarak geçirirler . Solucanlar , toprağı özel bir organları olmadığı için ritmik olarak kasılırlar bir kısalıp bir uzarlar ve kafalarıyla toprağı iterek kazarlar . Ayrıca kazarken ağzına giren toprakların içindeki minarellerle beslenirler bütün hayatları boyunca bu işi yaparlar ...
Buffalo ' nun böceklere karşı korunuşu :
Bataklık yerlerde , vahşi olarak yaşamayı seven Buffalo , buradaki böceklerden korunmak amacıyla kendini çamura bular . Böylece sertleşerek koruyucu bir tabaka oluşturur .
Bu koruyucu tabaka onu böcek ısırma ve sokmalarına karşı korumuş olur ...
Arılar ve kovanlarının organize edilişi :
80.000 (seksenbin) kadar arıyı barındırabilen arı kovanları , bu yüksek sayıdaki arıya karşın , hiçbir karışıklık çıkmaz .
Kovanda , sürekli yumurtlayan bir kraliçe arı , bu yumurtaları döllemekten başka bir görevi olmayan 100 - 200 arı ve görevleri sürekli olarak çiçek ile polen toplamak olan pek çok işçi arı vardır .
Yeni bir kraliçe arı doğduğunda , hepsi de dişi olan işçi arılar , erkek arıları öldürürler .
Yumurtlamayan bu işçi arılar , çiçek özsularını burunlarında bulunan özel bir tüp aracılığıyla çekerler ve minik bir torbacığın içinde kovana taşırlar . Polenleride arka ayaklarıyla taşıyan bu arılar , taşıdıkları bu maddelerin tümünü karıştırarak elde ettikleri balı , larvalara yedirirler ...
Atların çok ilginç nesli :
Bugün bildiğimiz atların atası ,50 milyon yıl önce yaşamış 25 cm ( santimetre ) boyundaki '' Eohippus '' tur . İlk olarak Asya ve Avrupa kıtalarında yaşayan bu hayvan , daha sonra Amerika ' ya gitmiş . Bundan 20 milyon yıl sonra yaşayan atlar '' Orohippus '' ve '' Mesohippus '' tur ve bunlar öncekinden daha büyükmüş . Bugünkü atlara çok benzeyen at '' Parahippus '' tur . Son olarak 10 milyon yıl önce yaşayan at '' Polihippus '' tur ve günümüzdeki atlara en çok benzeyen hayvandır ...
Denizde planktonlar nasıl oluşurlar ?
Denizler ve okyanuslarda , yüz milyonlarca sayıda bulunan planktonlar , şeffaf olduklarından , ancak mikroskopta görülebilirler .
Deniz hayvanlarının temel besinini sağlayan planktonların denizlerdeki hareketi , çok önemlidir . Çünkü pek çok balık , özewllikle '' ringa '' balığı sürüleri ,tek gıdaları olan planktonları izlemek için uzun yol katlederler . Bu da balıkçılıkta önemlidir .
Yakından incelendiğinde planktonların , hem hayvan hemde bitkilerden oluştukları anlaşılır .
Planktonlar , makro plankton ve mikro plankton olarak iki gruba ayrılırlar . Mikro plankton birçok deniz yosununu içerir . Bu bitkiler kendi içlerinde bölünerek ürerler . Makro planktonlar balinaların tek gıdası
olan kabuklu deniz hayvanlarıdır .
Mikro planktonların içinde ayrıca , pavurya , karides ve salyangozun larva yavruları bulunur . Deniz yosununun en temel görevi , deniz suyuna oksijen sağlamaktır ...
Karınca yiyenler nasıl beslenir ?
Karıca yuvalarını güçlü pençeleriyle bozan karıncayiyen ' in bedenini kaplayan uzun tüyleri onu karıncanın ısırmalarına karşı korur . Sonra solucan gibi uzayan ve yapışkan diliyle onları yer . Ayrıca karıncayiyendeki o yapışkan dilin , yapışkanlığını sağlayan özel bezler vardır ...
Sincaplar nasıl uçarlar ?
Amerika ' da yaşayan uçan sincap , bu tür hayvanların en ilgincidir . Geceleri ortaya çıkan bu hayvanın iri gözleri vardır ve bu hayvan gece iri gözleri sayesinde böğürtlen , tohum , ceviz ve böcek yiyerek beslenir . Tüylü kuyruğa sahip olmayan bu hayvanın bedeninin iki yanında , katlı olarak duran birer deri parçası bulunur . Bir ağaçtan diğer ağaca atlarken açılan bu deri parçaları , birçeşit paraşüt yerine geçerek bazen 65 metre bile uçabilmelerini sağlar . Bu arada bu hayvanın düz kuyruğuda dümen görevini görür . Ayrıca Afrika , tropikal Asya ve Avustralya ' da aynı familyadaki bu hayvanlara rastlamak mümkündür ...
Arılar balmumunu ve balı nasıl yaparlar ?
Arılar , karın bölgelerinde bulunan bezler sayesinde yaptıkları balmumunu , petek yapımında kullanırlar . Kraliçenin yumurtladığı yumurtalar , ayrı ayrı peteklere konur . Diğer petekler ise bal depolama amaçlı kullanırlır .
Bir gram balmumu için arılar , 1250 tabaka çıkartması gerekir . Bal ise çiçek özsularından üretilir ve bu özsuyu arılarca sindirilir , koyulaştırılır ...
Kraliçe arı , kovanında nasıl yaşar ?
Bir kraliçe arı , dakikada 2 kere olmak üzere bir günde tam 2500 yumurta yumurtlar . Yaşamı boyunca yumurtladıkları yumurtalar ise 2 milyonu bulur .
Peteklere yerleştirilen larvalar , eğer asalet jölesi denilen madde ile beslenirlerse geliştiklerinde kraliçe arı olurlar . Ama polen ile beslenen larvalar ise normal arı olur .
Kovanda yalnızca bir kraliçe arı olabileceğinden , yeni bir kraliçe arı yetişir yetişmez rakiplerine saldırır . Eski bir kraliçe arı ise yeni kovan kurmak amacıyla yani kendine yeni bir hayat kurmak amacıyla çok çok uzaklara uçar gider .
Yeni kraliçe ilk uçuşunu sürekli yükselerek yapar . Böylece en güçlü erkek arılar tarafından bile döllenebilir . Daha sonra kovanına dönen kraliçe arı , hizmetini gören bir grup arının yani hizmetçilerinin yardımıyla yumurtaları yerlerine yerleştirir ...
Tarih öncesinde yaşamış kanatlı kertenkeleler nasıl uçabiliyordu ?
Fosili (kalıntıları) bulunabilen ilk uçan sürüngen '' Pterosaur '' dur . Ön ayaklarından , dördüncü parmağı fazla gelişmiş bir çeşit el görünümünde olan bu hayvanın , bedeninin iki yanında , yarasa kanatlarını andıran iki tane deri parçası varmış . İşte bu deri parçaları , ön ayaklarının gelişmiş iki parmağıyla birleşerek ilkel bir kanat oluşturuyordu . Hassas kanatlarının vahşi yeryüzünde incinmemesi için bu akıllı ve yere yakın uçmayan bu yaratıklar , yüksek kayalara tırmanıp kendilerini havaya bırakıyorlarmış .
İlk uçan sürüngenlerden biride '' Dimorphodon '' olup 22 cm (santimetre) boyundadır . Bu hayvan bir başa ve üzerinde dişlerin dizili olduğu bir gagaya sahiptir . Pelikan kuşunun gagasında bulunan torba görünümlü bölüme de sahip olan yaratık , böylece uçuşu sırasında böcek avlayabiliyordu . Bu hayvanın arka ayaklarının güçlü olmasıda bu hayvanın yırtıcı bir hayvan olduğunu gösteriyor ...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
|